BASINA VE KAMUOYUNA
Bugün coğrafyamız ve Ortadoğu yeni bir tarihsel dönemin eşiğindedir. Yüzyılı aşkın süredir inkar, imha, asimilasyon ve savaş politikalarıyla derinleştirilen Kürt sorununun demokratik ve siyasal yöntemlerle çözümü artık ertelenemez bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır. Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa da bu tarihsel dönemin ilk adımı olma iddiasını taşımalıdır. Çerçeve yasa bir nihayet değil; demokratik çözümün, barış hukukunun ve devamında gerçekleştirilecek dönüşüm sürecinin hangi esaslar üzerine yükseleceğini ifade eden; toplumsal temellerin atılacağı yeni bir dönemin başlangıcı olmalıdır.
TJA olarak biliyoruz ki; kalıcı barış ancak kadın özgürlüğünü esas alan bir yaşamın inşasıyla mümkündür. Tüm kadınların demokratik siyasette ve toplumsal alanda aktif rol oynamalarının önündeki hukuki ve siyasi engelleri kaldırmak; kadınların, halkların ve tüm toplumsal kesimlerin eşit, özgür ve örgütlü yaşamını güvence altına almak temel sorumluluğumuzdur.
Kürt sorununun çözümü ve bölgesel krizlerin aşılmasında, Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği barış stratejisi ile kadın özgürlük perspektifi dikkate alınmalıdır. Bugün yürütülen ve tartışılan tüm hukuki düzenlemeler bu meşruiyetle ele alınmalıdır. Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarına kavuşması, fiziki özgürlüğünün sağlanması sürecin ilerlemesi bakımından tarihsel önemdedir. Bu rolün hukuki güvencesi çerçeve yasada somut karşılığını bulmalıdır.
Gelinen noktada, yapılacak yasal düzenlemelerin nasıl hazırlandığı, nasıl uygulandığı ve ayrım yapılmadan toplumun farklı kesimlerinde ne ölçüde meşruiyet ve güven oluşturabildiği sürecin ilerleyebilmesi açısından belirleyici bir nitelik taşımaktadır. Çıkarılacak yasa; Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne zemin oluşturacak bir çerçevede, kategorik ayrımlardan uzak ve bütüncül olmalıdır. Sürecin ilerlesini engelleyecek dar ve güvenlikçi yaklaşımlar yerine; toplumun tüm dinamiklerini kucaklayan, güveni ve adaleti tesis eden, ortak yaşamın önünü açan kurucu bir nitelik taşımalıdır.
Barış ve müzakere süreçleri militarist, cinsiyetçi ve erkek egemenlikçi bir bakış açısıyla değil; kadınların kurucu özne olduğu bir yaklaşımla yürütülmelidir. Bu doğrultuda devlet ve Meclis, TBMM bünyesindeki tüm komisyonlarda eşit kadın temsiliyetini sağlamak, dönüş ve entegrasyon süreçlerinde yer alan kadınların siyasete katılımını hukuki güvenceye bağlamak ve gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmekle yükümlüdür. Bizler ise toplumsal zeminde kadınların doğrudan söz sahibi olacağı bağımsız kadın mekanizmalarını kurma, kadın örgütlerini sürecin asli bileşeni kılma ve kadınların siyasete katılımı önündeki engellerle mücadele etme kararlılığındayız.
Kadın özgürlük mücadelesi; kadın direncinin, özgür kadın hareketinin birikiminin ve Jin Jiyan Azadî felsefesinin taşıyıcısı olarak bugün demokratik çözümün en güçlü güvencesidir. Kadınlar, barışın toplumsallaşmasının ve özgür yaşamın inşasının öncü gücü olmaya devam edecerktir.
TJA olarak; kadın özgürlüğünü esas alan mücadele hattımızdan, Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebinden ve kadınların kurucu özne olduğu bir barış hukuku ısrarımızdan geri adım atmayacağız. Çıkarılacak yasa ve uygulama süreçlerinin kararlı takipçisi olacağımızı ve bu tarihsel sorumlulukla mücadelemizi büyüteceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz!
BARIŞ KADIN ÖZGÜRLÜĞÜYLE YAŞAM BULUR, DEMOKRATİK TOPLUM KADINLARLA KURULUR!
Jin, Jiyan, Azadî!
