Basına ve Kamuoyuna

Bugün, Kobanî’nin DAİŞ çetelerinden kurtarılışının üzerinden 12 yıl geçti. 26 Ocak 2014’te kazanılan bu zafer, yalnızca geçmişte yaşanmış bir direnişi anmak değildir; bugün hâlâ süren saldırılara, kadınlara ve özgür yaşamı savunan tüm halklara yönelik baskılara karşı güçlü bir uyarıdır. Kobanî, dün olduğu gibi bugün de direnişin, özgürlük iradesinin ve kadın mücadelesinin simgesi olmayı sürdürmektedir.

Kobanî’ye yönelen DAİŞ saldırıları, sıradan bir savaş hamlesi değil; Kürt halkını topyekûn hedef alan imha ve tasfiye politikalarının bir parçasıdır. Bu saldırılar, bölgesel ve küresel güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda desteklediği çeteler eliyle yürütülmüştür. Asıl hedef, Kürt halkının özgür ve onurlu bir yaşam kurma iradesini kırmak; özellikle kadınların öncülüğünde gelişen toplumsal dönüşümü yok etmekti. Kadın özgürlüğünü merkeze alan bu yaşam anlayışı, egemen ve erkek egemen sistemler açısından kabul edilemez görülmüştür.

Ancak Kobanî’de bu karanlık plan boşa çıkarılmıştır. Kürt kadınlarının öncülüğünde yükselen direniş, yalnızca bir kentin savunulmasını değil; kadınların yaşamı örgütleyen, koruyan ve yeniden inşa eden asli özne olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Kadınlar, silahlarıyla birlikte iradeleri, örgütlülükleri ve özgürlük bilinciyle tarih yazmıştır. Bu nedenle Kobanî, askeri bir zaferden öte, kadın özgürlük mücadelesinin evrensel sembollerinden biri haline gelmiştir.

Bugün Rojava’da inşa edilen demokratik, çoğulcu ve kolektif yaşam modeli, Kobanî’de açığa çıkan bu iradenin devamıdır. Kadını merkeze alan, eşitlikçi ve halkların ortak yaşamını esas alan bu model; erkek egemen, tekçi ve ulus-devletçi zihniyetler açısından hâlâ en büyük tehdit olarak görülmektedir. Bu nedenle Rojava, yıllardır sistematik saldırıların ve kuşatmaların hedefi olmaya devam etmektedir.

Son dönemde yaşanan saldırılarda, çetelerden birinin katlettiği Kürt kadınının saçının kesilerek birbirlerine hediye edilmesi; kadın bedenini hedef alan, kadınları açlıkla, susuzlukla ve yok saymayla teslim almaya çalışan barbar zihniyetin açık bir göstergesidir. Kesilen saçlar bir “beden parçası” değil; kadın özgürlük mücadelesine ve kadınların kahramanca direnişine duyulan tahammülsüzlüktür. Bu saldırılar ne rastlantıdır ne de münferittir. Kürt kadınından, kadının özgür iradesinden, örgütlü gücünden ve toplumu dönüştüren öncülüğünden korkmaktadırlar. Bu nedenle saldırılar doğrudan kadın kimliğine ve yaşam hakkına yönelmektedir.

TJA olarak açıkça ifade ediyoruz: Kadınların doğrudan hedef alındığı bu saldırılar karşısında asla geri adım atmayacağız. Kobanî’de açığa çıkan direniş ruhu, bugün Rojava’da ve Kürdistan’ın dört bir yanında yaşamaya, mücadeleye ve umut olmaya devam etmektedir. Bu mücadele geçmişte kalmış bir anı değil; bugün süren ve geleceği kuran canlı bir kadın direnişidir.

Buradan başta Türkiyeli ve Orta Doğu kadınları olmak üzere, tüm dünya ilerici ve özgürlükçü kadınlarına ve insanlığa çağrımızdır: Kobanî’de kazanılmış özgürlük mekânlarını savunmaya, Rojava ile dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Çünkü Kobanî’ye yönelen her saldırı, dünya kadınlarının geleceğine yönelmiş bir saldırıdır.

Bizler, Kürt kadınları olarak başka türlü bir yaşamı asla kabul etmeyeceğiz. Tüm varlığımızla özgürlükten yana tutum almaktan, yaşamı savunmaktan ve bu toprakları karanlığa teslim etmemekten vazgeçmeyeceğiz. Direnişimizle, örgütlülüğümüzle ve özgürlük inancımızla yarını kurmaya devam edeceğiz.

Jin Jiyan Azadî

Bijî Berxwedana Kobanê

You may also like...