ŞİMDİ KADIN ZAMANI, ŞİMDİ ÖZGÜR ÖNDERLİKLE BULUŞMA ZAMANIDIR!

TJA olarak Ekim 2025’te “Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz” diyerek Diyarbakır’dan Ankara’ya başlattığımız yürüyüşte, sürecin hukukunun yaratılarak yaşamsallaştırılacağı perspektifiyle taşıdığımız “demokratik çözüm ve nihayetinde barış” iradesi; bugün Gemlik’te gerçekleştirdiğimiz bu buluşmayla sürmekte, güç alarak ve güç vererek büyümektedir.Bugün burada; Amed’in direniş ve hakikat arayışından, Botan’ın isyan ve özgürlük çizgisinden, Serhad’ın sınır tanımaz mücadele ruhundan, Ege’nin halkların bir arada yaşam kültüründen, Marmara’nın çok kimlikli ve çok dilli toplumsal dokusundan, İç Anadolu’nun direngen emeğinden, Çukurova’nın dayanışma ve üretim hafızasından,  Karadeniz’in hırçın denizinden barış kıyılarına gelen kadınlar olarak bu yürüyüşte buluşuyoruz.

Bu çokluk ve birikimle TJA olarak, bu tarihsel süreçte Gemlik’te bir kez daha sözümüzü söylüyor, demokratik çözüm irademizi ortaya koyuyor, barış umudunu büyütüyoruz.Bu mücadele çizgisi, Barış ve Demokratik Toplum iddiası ile Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması hedefinde birleşen çözüm yolunu göstermekte; sürecin öncüsü ve savunucusu olan biz kadınların çözüm iradesini somut olarak ortaya koymaktadır.Bugün Türkiye’de Kürt Sorunu’nun demokratik ve barışçıl çözümü kaçınılmaz , acil ve ertelenemez bir zorunluluktur. Bu anlamda , 27 Şubat 2025’te İmralı Adası’nda yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ve akabinde atılan adımlar muazzam bir fırsat sunmaktadır.

TJA olarak, barış mücadelesinin   cesaret ve kararlılık gerektirdiğinin farkında olarak;  iddiamızı ve mücadelemizi büyütme, özgür ve eşit bir yaşamı inşa etme kararlılığımız dün olduğundan daha güçlüdür.Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın nihai evresinin,kadınların rönesansı olacağı iddiasıyla bizler; kadın özgürlük mücadelesini toplumsal barışla taçlandıracağız. Bugün savaş politikalarının sonuçlarını en derinden yaşayan başta Kürt kadınları olmak üzere tüm kadınlar; barış iradesini ortaya koyan Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü kendi özgürlüğü ile ele almaktadır.Bilinmelidir ki; savaştan, ranttan, talandan beslenen düzene son verecek iradenin öncü gücü bizleriz. Barışa, adalete, özgürlüğe giden yola engeller oluşturmak isteyen tüm güçlere karşı sözümüzü bir kez daha buradan kuruyor ve hatırlatıyoruz: Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısı üzerinden 1 yıl 1 ay 23 gün geçti.Bu süre zarfında, Kürdistan Halkları başta olmak üzere Türkiye ve Dünya Halkları, “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına güçlü destek verdi.

Her ne kadar; Barış Hukuku’nun yaratılması ve güvencesinin sağlanması noktasında parlamentonun işlevsel kılınmaması; atılması gereken demokratikleşme adımları konusunda ketum  davranılarak zamana yayılması toplumda güvensizlik yaratmış olsa  da; barışa dair çözüm iradesi ve umudu hep diri tutuldu. Nitekim 8 Mart, Newroz ve 4 Nisan’da alanlar milyonlarla dolup taştı; halk demokratik çözüm ve barış mesajını sorumlu ve karar verici tüm otoritelerin anlayabileceği ve anlamlandırabileceği şekilde net bir biçimde ortaya koydu.

Şimdi ivedilikle ikinci aşamaya geçilmesi gerekmektedir. Ancak sürecin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi ve ikinci aşamaya geçilebilmesi; dünya örneklerinde olduğu gibi gerekli olan  müzakere koşullarının eksiksiz biçimde sağlanabilmesi ile mümkündür. Yapılan müzakerelerin sonuç alıcı olmasının yolu ise; tarafların eşit, özgür ve güvenli bir ortamda sürece dahil edilmesi ile açılacaktır. Ancak bugüne kadar, bu temel ilke hayata geçirilmiş değildir. Baş müzakereci olan Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan, Kürt sorununun demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü çözümü ile kalıcı barışın inşası için çalışmalarını özgür yaşam ve iletişim koşulları sağlanmadan sürdürmektedir.

Bu koşullarda yürütülen bir sürecin ilerlemesi ve dolayısıyla başarıya ulaşması mümkün değildir.Kürt halkının iradesi ve tarihsel mücadelesiyle şekillenen muhataplık temelinde, Sayın Öcalan’ın sürecin asli muhatabı ve baş müzakerecisi olduğu tartışılmazdır. Bu gerçeklik yapılacak yasal düzenlemeler temelinde güvenceye kavuşturulmalı; Sayın Abdullah Öcalan’ın siyasi statüsü bir an önce tanımlanarak, özgür yaşayabileceği ve özgür çalışabileceği koşullar yaratılmalıdır. Sürecin önem ve hassasiyetlerinin gerektirdiği üzere TJA’nın aralıksız sürdürdüğü mücadelede ortaya koyduğu irade de,  bu temel talepte birleşmektedir. Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın siyasi statüsünün tanınması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması, barış ve demokratik toplum sürecinin sonuç alıcı bir temelde ilerlemesinin ve başarılı olmasının vazgeçilmez koşuludur.

Bu çerçevede, TBMM “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” tarafından hazırlanan raporun, özellikle 6. ve 7. bölümlerinde yer alan yasal düzenlemelerin ve demokratikleşme adımlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesi sorumlulukla ele alınması gereken tarihsel bir zorunluluktur. Zira demokratik entegrasyonun sağlanması, eşit yurttaşlık temelinde bir barış yasasının çıkarılması ve başta kadınlar olmak üzere  sürece katılan tüm kesimler için güçlü hukuki güvencelerin oluşturulması bu sürecin temel gereğidir. Bu adımlar atılmadan müzakere zemininin kurulamayacağı, kalıcı ve onurlu bir barışın inşa edilemeyeceği, 1993 yılından bu yana yakalanan barış olanaklarının değerlendirilememesi ve sonrasında yaşanan acı deneyimlerle sabittir.

Bugün talebimiz net ve ertelenemezdir!

Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın siyasi statüsü tanınmalı, fiziki özgürlüğü sağlanmalı, müzakere koşulları derhal oluşturulmalı ve barışın hukuki güvencesi inşa edilmelidir.Kadınların öncülüğünde yükselen bu mücadele ile ortaya konulan inanç, aynı zamanda özgür ve eşit bir yaşamı kurma iradesidir.

Bu iradeden geri adım atmayacağız!

Özgürlük sağlanana, eşit ve demokratik bir yaşam kurulana kadar mücadelemizi her alanda büyüterek sürdüreceğiz. Bu temelde, özgürlük yürüyüşümüzün  “Jin Jîyan Azadî”  felsefesi etrafında dünyanın dört bir yanında duyulan ayak seslerinin eşlik ettiği buluşmamızın heyecanı ile “Şimdi Kadın Zamanı!”, “Şimdi Özgür Önderlikle Buluşma Zamanı” diyerek; selamlarımızı İmralı Barış Adası’na, Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a saygıyla iletiyoruz.

 

 

You may also like...