BASINA VE KAMUOYUNA

 

3 Ağustos’u Unutmadık, Unutturmayacağız! Şengal’de Gerçekleştirilen Êzidî Soykırımı ve Kadın Kırımının Hesabını Soracağız!

3 Ağustos 2014’te IŞİD çetelerinin Şengal’e yönelik gerçekleştirdiği soykırım ve kadın kırımı saldırısının üzerinden 12 yıl geçti. İnsanlığın gözleri önünde yaşanan bu saldırı, yalnızca Êzidî halkına değil; kadınların varlığına, kimliğine, inancına, tarihine ve ortak insanlık değerlerine yönelmiş örgütlü bir yok etme politikasıydı.

Şengal’de yaşananlar sıradan bir savaş suçu değildir; kadın bedenini savaşın ganimetine dönüştüren erkek egemen zihniyetin en vahşi biçimde tezahür ettiği, sistematik bir kadın kırımıdır. Binlerce Êzidî katledilmiş, yüz binlercesi yerinden edilmiş; binlerce kadın ve çocuk kaçırılarak köle pazarlarında satılmış, tecavüze, işkenceye ve zorla din değiştirmeye maruz bırakılmıştır. Bugün hâlâ binlerce Êzidî kadın ve çocuğun akıbeti bilinmemektedir.

Şengal’de yaşanan bu soykırım dünyanın gözü önünde gerçekleşmiştir; ancak uluslararası güçler, bölge devletleri ve küresel kurumlar bunu durduracak iradeyi göstermemiş, sessizlikleriyle bu suça ortak olmuşlardır. Başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere birçok ülke ve uluslararası kurum yaşananları soykırım olarak tanımış, Birleşmiş Milletler mekanizmaları da bunun insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlardan biri olduğunu ortaya koymuştur. Ancak aradan geçen yıllara rağmen faillerin tamamı yargılanmamış, kayıp kadınların tamamına ulaşılamamış ve adalet sağlanmamıştır.

Şengal, tarih boyunca defalarca fermanlarla hedef alınmış kadim bir coğrafyadır. Ortadoğu’yu bir savaş alanına çevirerek emperyal hayallerini gerçekleştirmek isteyen iktidarlar, tarih boyunca Şengal’i hedef alarak Êzidî halkına 73 kez soykırım uygulamıştır. Êzidî kadınlar ve halklar, tüm bu fermanlara rağmen kendi inançlarını, dillerini ve kültürlerini yaşatmaktan vazgeçmemiştir; tıpkı 74’üncü ferman kabul edilen ve IŞİD çeteleri eliyle gerçekleştirilen bu soykırım ve kadın kırımı politikalarına karşı bugün de mücadeleden vazgeçmedikleri gibi.

Nitekim her ferman karşısında olduğu gibi 3 Ağustos’ta da teslim olmayanlar yine Êzidî kadınlar olmuştur. Saç örgülerini direnişin simgesine dönüştüren Êzidî kadınlar; öz örgütlülükleri, öz savunmaları ve demokratik yaşamı inşa eden iradeleriyle yalnızca kendi halklarına değil, Ortadoğu’daki kadın özgürlük mücadelesine de umut olmuşlardır. Bugün Şengal’de sürdürülen öz yönetim ve kadın öncülüğündeki yaşam inşası, kadın kırımına karşı verilebilecek en güçlü cevaptır.

3 Ağustos yalnızca geçmişte yaşanmış bir katliamın yıldönümü değildir; kadınlara yönelik soykırımcı politikaların, zorla kaybetmelerin, kaçırmaların ve sistematik şiddetin bugün de farklı biçimlerde sürdüğünü hatırlatan tarihsel bir gündür. Dün Şengal’de Êzidî kadınlara uygulanan politikalar, bugün Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarında kadınları hedef almaya devam etmektedir.

Bu nedenle bugün hâlâ akıbeti açıklanmayan tüm Êzidî kadınlar için adalet talep ediyoruz. Aynı zamanda Batı Suriye’de kaçırılan Alevi kadınların ve zorla alıkonulan tüm kadınların derhal bulunmasını, özgürlüklerine kavuşturulmasını ve bu suçların faillerinin yargılanmasını istiyoruz. Kadınlara yönelik kaçırma, alıkoyma ve kimliksizleştirme politikaları insanlığa karşı suçtur ve cezasız bırakılamaz.

Şengal soykırımının tüm boyutlarıyla tanınması, faillerinin uluslararası hukuk önünde hesap vermesi ve kayıp kadınların bulunması; yalnızca Êzidî halkının değil, bütün kadınların ortak mücadelesidir. Zira cezasızlık politikaları yeni suçların önünü açmakta, kadın kırımını görmezden gelen her yaklaşım yeni katliamların zeminini hazırlamaktadır.

Türkiye’nin de Şengal’de yaşananları resmî olarak soykırım ve kadın kırımı olarak tanıması, uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarını yerine getirmesi ve Êzidî halkının haklarını güvence altına alacak adımları atması gerekmektedir. Bunun yanı sıra Şengal’e yönelik devam eden her türlü saldırı son bulmalı; Êzidî halkının iradesi, öz yönetimi ve statüsü güvence altına alınmalıdır.

Bizler TJA olarak bir kez daha vurguluyoruz: 3 Ağustos yalnızca Êzidî halkına yönelik gerçekleştirilen soykırımı anma günü değildir; aynı zamanda kadın kırımına karşı küresel mücadele günü, kadınların hafızasını, direnişini ve özgürlük mücadelesini büyütme günüdür.

Başta Êzidî kadınlar olmak üzere kaçırılan, kaybedilen, zorla alıkonulan tüm kadınlar bulununcaya; kadın kırımının tüm failleri yargılanıncaya ve Şengal’in güvenliği ile statüsü uluslararası güvence altına alınıncaya kadar, hakikati açığa çıkarmaya ve kadın özgürlük mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.

Şengal’i unutmadık, unutturmayacağız.

 

You may also like...