Şimdi Kadın Zamanı Emeğimizle Özgürlüğe, Direnişimizle Yeni Yaşama!
1 Mayıs; emeğin özgürleşme iradesini, eşitlik mücadelesinin tarihsel mirasını ve toplumsal barışa giren yolun sarsılmaz dayanışmasını simgeler. Biz kadınlar, sadece fabrikalarda ve atölyelerde değil; evde, sokakta ve yaşamın her zerresinde emeği her gün yeniden kuranlar olarak, tarih boyunca görünmez kılınmak istenen gücümüzü kuşanıyoruz. Büyük bedellerle kazanılan bu günde, kadının örgütlü direnişini ve ortak mücadelemizin sarsılmaz bağlarını haykırmak için alanlardayız. Emeğimizin sömürülmesine ve irademizin yok sayılmasına karşı; dayanışmanın diriltici gücüyle, yaşamı ve özgürlüğü savunmaya devam ediyoruz.
Kadınlar için özgürlük; yalnızca bir hak talebi değil, yaşamın her alanını kuşatan erkek egemen tahakküme karşı topyekûn bir varoluş mücadelesidir. Bizler çok iyi biliyoruz ki; demokratik bir toplumun nefes borusu olan barış, militarist ve otoriter politikaların gölgesinde yeşeremez. İmralı’da somutlaşan ve bir yönetim biçimine dönüşen tecrit sistemi, özünde kadının özgür iradesine ve toplumun demokratik direnişine vurulmuş bir prangadır. Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün engellenmesi, aslında toplumsal barışın ve ‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesiyle örülen yeni yaşam modelinin engellenmesidir. Tecrit rejimi dağıtılmadan ne emeğimizin gasp edilmesine son verebiliriz ne de kadın kırımına varan bu şiddet sarmalından çıkabiliriz. Bu yüzden 1 Mayıs alanlarında haykıracağımız her slogan, tecridi parçalama ve siyasal özgürlüğü toplumsal özgürlükle taçlandırma kararlılığımızın ifadesi olacaktır.
Kendi hakikatimizi kendi ellerimizle yazma kararlılığıyla; yaşamı çürüten savaş çığırtkanlığına, emeği hiçe sayan sömürü düzenine ve toplumu nefessiz bırakan tekçi politikalara karşı büyük kadın ittifakını örgütlüyoruz. Bizler, dünyanın tüm ağırlığını omuzlayan ancak emeği kamusal alandan ev içine kadar görünmez kılınmak istenenleriz; bugün bu görünmezlik perdesini yırtıp atıyoruz. Fabrika tezgahlarından tarla sınırlarına, sınıflardan ofislere ve kentlerin meydanlarına kadar, sadece birer iş gücü değil, yeni bir yaşamın mimarları olduğumuzu ilan ediyoruz. 1 Mayıs meydanlarını; cinsiyetçi barikatları aşmak, sosyalist bir yarını toplumsal özgürlükle mayalamak ve demokratik bir geleceği ilmek ilmek örmek için birer inşa alanına dönüştürüyoruz. Sömürünün bittiği yerde kadın özgürlüğünün başlayacağına olan sarsılmaz inancımızla; emeğimiz, kimliğimiz ve direnişimizle tarihin akışını değiştirmeye geliyoruz.
Ekolojik bir yaşamı savunmadan, emeğin özgürleşmesinden bahsedilemez. Bugün doğamız; sermayenin sonsuz kâr hırsı ve savaş politikalarıyla topyekûn bir talan kuşatması altındadır. Akbelen’in kadim zeytinliklerinden Kürdistan’ın ateşe verilen dağlarına kadar her bir ağaç, her bir nehir şirketlere ve fabrikalara kurban ediliyor. Biz kadınlar çok iyi biliyoruz ki; doğanın talanı ile kadının sömürüsü aynı kaynaktan beslenmektedir. Yaşam alanlarımızı maden ocaklarıyla oyan, ormanlarımızı güvenlikçi politikalarla adı altında küle çeviren bu zihniyet; emeğimizi gasp eden erkek egemen sistemin ta kendisidir. 1 Mayıs meydanlarından haykırıyoruz: Ne doğamızı ne de emeğimizi bu sömürü çarklarına teslim etmeyeceğiz!
Şiddetsiz, barışçıl ve eşit bir yaşam talebimiz; kağıt üzerinde bir istek değil, bir direniş gerekçesidir. Her türlü baskı mekanizmasına, hukuksuzluğa ve cinsiyetçi saldırılara karşı mücadelemiz kararlılıkla büyüyor. Akıbeti yıllardır karanlıkta bırakılan Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş’e Dilovası’nda fabrika dumanları arasında katledilen tüm kadınların hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz.
Katledilen ve failleri korunan tüm kadınların hesabını sormak için buradayız. Bu öfke, sadece bir tepki değil; özgürlüğü kazanacak olan örgütlü irademizdir. Erkek egemen kapitalist sistemin kuşatmasını; sınıfsal ve cinsiyetçi sömürüye karşı geliştirdiğimiz kadın dayanışmasıyla kıracağız. Dünyayı değiştirecek güce ve bu düzeni mahkum edecek haklılığa sahibiz. 1 Mayıs alanlarından yükselen sesimizle bir kez daha ilan ediyoruz.
İtirazımız sadece ücretlerimizin ve emeğimizin sömürülmesine değil; bu sömürüyü besleyen erkek egemen-kapitalist sistemin tüm yıkım mekanizmalarınadır. Savaşa, adaletsizliğe, işçi ve kadın kırımlarına, doğanın sermaye eliyle talan edilmesine, şiddete, güvencesizliğe ve dayatılan bu yoksulluk rejimine karşı tek vücut ‘hayır’ diyoruz. Bizler, krizlerin faturasını ödeyenler değil, bu düzeni kökten sarsacak olanlarız. Yaşamın her alanını kuşatan bu çoklu saldırı dalgasına karşı, kadın özgürlükçü ve ekolojik bir yaşamın mümkün olduğunu biliyoruz. 1 Mayıs vesilesiyle, bu sömürü düzeninin karşısında başka bir hayatı inşa etme irademizi bir kez daha ilan ediyoruz:
Yaşasın 1 Mayıs!
Biji 1 Gulan!
Jin Jiyan Azadî!
